"Sözlerin bumerang gibi, döner yaralarsa seni; ağzın dilin gereksizdir susarsın" Gülten Akın
8 Şubat 2013 Cuma
Sokak
Soğuk, puslu gece şehre inmiş neredeyse kentin tüm sakinleri kuytularına çekilmişti. Sokakları çoktan terk eden insan yığınlarının yerini çoktan köpek çeteleri ve mart kedileri almıştı. Gecenin, sokakların düzenli müdavimleri, belki de asıl sahipleriydi onlar.
Soğuk içine işliyordu. Tütün kokan ellerini ovuşturdu. Paltosunun yakasını biraz daha kaldırdı. Kaç gündür diline takılan ama ne adını, ne de tam olarak sözlerini hatırladığı şarkıyı mırıldanarak, ağır adımlarla arşınladı sokağı.
İnsanın burnu neden çok üşür diye geçirdi içinden. Eller de üşürdü ama burun başkaydı. Ne kadar soğuk olursa olsun elleri hep burnundan daha sıcak oluyordu.
Nedeni hep o insanın kalbini sıkıştıran lanet koku hafızası olabilir miydi? Müzik de hafızada bir yer kaplıyordu ama hiç biri koku kadar belirgin iz bırakmıyordu zihinde.
Kaç zamandır beyninin içinde susmak bilmeyen sesler, bu gece ansızın anlamsız bir sessizliğe bürünmüşlerdi.
Düşünmesine bile izin vermeyen, ya boyun eğdiren, ya baş kaldıran ya da siktir et diyen o sesler. Genelde hep bir ağızdan konuşan, zaman zaman içlerinden birinin kürsüye geçip saatlerce kafa ütüleyen sesler ansızın, haber bile vermeden çekip gitmişlerdi.
Herşeye rağmen, gece güzeldi. Hele boş sokaklar, binaların arasından bir görünüp bir kaybolan kırmızı ay güzeldi.
O son kadehi içmeyecektim diye düşündü. Sokaktan sahile indiğinde ay denizi kızıla boyamış, hava iyice soğumuştu...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder