2 Mayıs 2014 Cuma

Siyah!


Evet herkesin yaraları var hayata dair.  Tuhaf günler bugünler! Hiçbir şey acıtamaz diyordum beni ta ki bugüne kadar! Nasıl acılar varmış arkadaş beni bile perişan etti. Kolay degil 14 yaşındaki bir bedeni toprağın altına koymak, o ana baba nasıl dayanıyor bilemedim bugün. Sabır dilemek elinden gelen tek şey de bi boka da yarar mı bak onu bilemiyorum!
Uzun uzun yürüdüm cenazeden sonra Karaca Ahmet'te. Hemen her mezar taşını okudum. Pis bir 1 Mayıs akşamı,  şehri gaz kokusu sarmış, ve belki de tek huzurlu yer şu koskoca istanbul'da.
Bak inci tanem topraktan geldik toprak olucaz en sonunda. Arayı nasıl doldurup dolduramayacağın da senin elinde! Dedi derinden bir ses.
O pis bahar akşamı, burnuma gelen zamansız açmış yasemin kokusuyla yürüdüm mezarlıkta.
Ağlayamadım, utandım ağlamaktan ilk defa.
Mezarlık bitti. Yüzümde aptalca güçlü bir ifade anneme geçtim. İki kadeh rakı bile alıp götüremedi içimdeki yangını. Kimseye de anlatamadım.
Kendi hüznüme sarıldım. Azcık daha içtim,  biraz ağladım.  Kimse ölsün istemedim. Biraz da yazdım.
Belki sabah olur, belki tertemiz bahar sabahı gelir yine biraz üşürüm, kalbimde tatlı bir sıcaklık. Iklim değişir Akdeniz olur...

Hiç yorum yok: