21 Mayıs 2014 Çarşamba

Evren!

Oysa evrenin böle ağır mutsuzluklara ilaçları vardır...
Nerede okudum ya da ne zaman yazdım bu cümleyi bilmiyorum bile.
Evrenin bu ağır umutsuzluklara ya da mutsuzluklara ilaçları varmış peki!
Aslında köpek gibi yalnızız şu dünyada hepimiz.
Kibirimizle başbaşa kalıyoruz en kötü ihtimalle.  Şikayet etmek de yersiz.
Sadece ve sadece gerçeklerle yüzleşmek zorunda kaldığımız anlarda ya da daha farklı bir ifadeyle hayal ettiklerimiz götümüze girdiği anda anlıyoruz kurduğumuz yalancı hayatların ne kadar da boş olduğunu.
Ama iyi bir yönü de var hani, acımıyor bir müddet sonra daha fazla.


Kendini bilmek dedi yaşlı bir kadın, kendini bilmek işin özü. Elbette buzdan sarayın yıkılacak bir gün, benden sana kadın tavsiyesi, kurma hayal ama aynı zamanda da yaşa dilediğin gibi. Zincirlerini sevmek yada onları kırmak senin elinde.  Ama ilk önce bil ki kendini, hazırlıklı ol hayat denilen bu çıldırmış sirke...

Sabaha karşı
Tam da alacakaranlık.
Yürüdüm sahilde,
Birkaç deli bozuk martı,
Birkaç sokak köpeği.
Sonra
Döndüm,
Yazdım bir dolu,
Sıfırdan başladım!








Hiç yorum yok: